1 Temmuz 2016 Cuma

GÜLÜNESİ ADAMLAR GÜLDESTESİ - 8

Hep kötüdür aslında, yaptığı tek kötülük ardında bıraktığı sevimsiz mirasçı olsa da. Ama kötülüğü bile gülünçtür, çünkü kendisi bile inanmaz yaptığına, şaşkın şaşkın bakınır birinin kendisine ne olup bittiğini anlatacağını umarak.


Kısa ve seri adımlarla ilerler, gövdesinin ima ettiğinin tam tersine. Oysa ondan beklenen, her bastığı adımda yeri göğü inleten bir Hulusi Kentmen olamasa da, en azından Hayati Hamzaoğlu’nun mağrur yürüyüşüdür. Yapamaz, elinden gelmez böyle yürümek, elinde tabanca varken seksek oynayan çocuğun afacanlığıyla seğirtir.

Hırpani giyindiği, berduş rolüne soyunduğu görülmüş değil, çünkü inandırıcılık konusundaki kaypak duruşu o rollerde sırıtır. İyi de, bundan şikâyet etmiş midir, hiç sanmıyorum.

Öfkelendikçe, sesi yükseldikçe, gözleri büyüdükçe korkutuculuğu azalanlardan. Bu da oyunculuk elbette, pek de farkına varılamayan bir tarz: Yaptığının ne denli kof, ne denli sıradan bir iş olduğunu, kendisinin bile ciddiye almadığı işi izleyicinin hiç ciddiye almaması gerektiğini gözümüze sokan bir tarz. Epik oyunculuğun arabı: rolü kanırtarak hiç düzeyine indirgemek.


Elindeki avucundakini, hatta ölesiye kıskandığı metresini bile kaptırır, neden denirse, Dimyat’a limuzinle gidenlerden.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder