4 Temmuz 2016 Pazartesi

GÜZEL ADAMLAR GÜLDESTESİ - 9

Öyle sıradan ki yüzü, yetenek olmasa ikinci kez dönüp bakma isteği uyandırmaz. Ama öyle sıradan ki yüzü, istediği şekli verebileceği bir hamule elinde. Son demlerinde değil gövdesini, sesini bile kullanmadan, sadece yüzüyle, hatta bir çift gözle oynamayı başarabilmesi bu yüzden.


Alt dudak hafif sarkmış, gövde hep bir sarsaklıkta, değişen kostüm, bir de aksan: aynı oyunculukla hem aklı kıt olanı hem de çarıklı erkânı harbi kotarabilmiştir. Rolün içine yerleşir ve hiç gerek duymaz fazladan bir mimiğe. İşte bu yüzden mimiğe başvurduğu anda her rolün altından kalkar: yaşlı ve gudubet acuzeler dâhil. Şaşırılmaz, en uç rolleri sıradanlaştırmasına.


Hepsinden önce meddah elbette: yediden yetmişe, kadın – erkek her tipi tek bir mendille yaşar kılma özelliğine sahip. Bir mendil, beyaz ve tülbent olabilecek kadar büyük. Katlayıp cekete yerleştir ve beyefendi ol ya da burup boynuna tak peşkir niyetine ve kahveci çırağı ol: bir mendille billurlaşan oyunculuk.


Küçük mutluluklar peşinde koşan insanın yüzü bu, ne yazık, günümüzde artık ufku dar diye eleştirilen. Şaşkın bakar en iyi tanıdıklarına bile, her an yenidir onun için, belki bundan dolayı sevinir ve aynı anda her tür belaya saplanır nefes alır gibi.


Bir gülümsediğinde içten, işte o zaman, nasıl da yakışıklı olur. Ama hep treni kaçırmış, hatta nerdeyse yetişecekken geç kalmış adamın bakışları yüzünde.



İçinde bir palyaço var, gizlemek için pek de uğraşmadığı: öyle güldürür ki, birden hüzünlenir izleyen, gülmek zorunda kaldığı çaresizliğin türküsüdür.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder