11 Haziran 2016 Cumartesi

KÜÇÜK ŞEHİRLERE DAİR

Bir küçük sokak, daracık, koş der sana, köşeyi döner dönmez hiç ummadığın bir şey göreceksin. Beklemek: Ya durup tefekküre dalacaksın o anda, ya da yürüyeceksin merakını dindirme beklentisiyle.
fotoğraf: yekta majiskül
Sardunyalar konulmuş pencereleriyle suskun duvarlar. Kimi zaman unutulur ama sokağın sınırını çizen evdir, sardunyadan ibaret değildir oradaki yaşam: Sardunya bir mendildir evden dışarı sallanan.
fotoğraf: yekta majiskül
Sokak ve ev: suyla ikiye ayrılmış şehir denklemi. Sokak doluysa ev boştur, sokak boşsa ev dolu. Terazinin kefesi iner çıkar, işitilmemesi mümkünsüz bir hasret gıcırtısıyla.
fotoğraf: yekta majiskül
Küçük sokak ama sonu görülmeyen, bir lâm kıvraklığıyla dönüp diğer sokaklara kavuşmasını gizleyen. Kendi üzerine kapanan şehirler, ceviz mahfazalar gibi: On adımda devriâlem.
fotoğraf: yekta majiskül
Ayağını asfalta basmakla, cep telefonunda mütecaviz bir bankanın mesajını görmek hemen hemen aynı duygu. Şehirlerin bozulması zeminden başlıyor. Asfalt, şehrin sabitliğinden eser kalmaması, şehrin yolun bir parçasına dönüşmesi demek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder