Konuşur biteviye, üstelik incir çekirdeğini doldurmayacak
türden gevezeliklerle. Bu sırada mimikleri önüne geleni sürükleyen bir sel gibi
akar. Yetmez, atlar, zıplar, düz duvara tırmanır. Daimi bir hareket halinde,
izleyicisini serseme çeviren ve sorgulanamayan bir konuma taşır kendini.
Baştan sona bir tip aslında, otuz yılı aşkın süre aynı
kostüm içinde devam eden. Ne garip, Cilalı İbo bu denli yapışmışken üzerine,
bir de şapkasında, nerdeyse alınyazısı gibi taşır lakabını. Hiç de
azımsanmayacak uzunluktaki bu sürede, hiç derinleşmeyen bir tip: kartviziti
yaldızlı ama kendisi bir türlü gelmeyen misafir.
B sınıfının yıldızı, her yerde aynı: sınırsız özgüvenini
oyunculuk sınavında asla denemeyen ve sevimlilik ardında gizlenen, küstahlıkla
bezeli kendine has efsane.
Kartvizitinde adı mı yazılıdır, Cilalı İbo mu?
Hile ve desise adamı, ne yekten karşı durabilir rakiplerine
ne de uzun erimli mücadele verebilir. Sadece hemen sonuç verecek planlar (yoksa
tuzaklar mı?) kurabilir, çünkü rakiplerinin zaaflarına aşinadır, kendisinde de
vardır benzeri zaaflar: Para herkese lazımdır ve güzel kadınlar sevilmek
içindir. Amerikan taşrasında miras peşine düşen ya da Almanya’da Nazi
artıklarıyla aşık atmak için cinsel gücüne başvuran bir kenar mahalle boyacısı,
saf ve masum olabilir mi?
Turist Ömer’in Kemal Tahir eline düşmüşü.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder