Karanlık bir yüz, düpedüz çirkin. Üstelik çelimsiz,
şekilsiz, kavruk bir beden. Bu suretin Camoka olması, sadece ve sadece bizim
gönüllü körlüğümüzle katlandığımız bir eşek şakası.
Giyim kuşamını düşünelim: Anlamsız, fuzuli, giderek saçma
kostümlerle göze sokulan bir sakillik koleksiyonu. Yaz sıcağında asker
kaputundan Sherlock Holmes takliti urbalara, Camoka’yı ise yine hatırlatıp
geçiyorum.
Adana’dan kopup gelmiş boya-badanacının nasıl keşfedildiğine
dair efsane bol. Sanırım yüzünün biricikliği dikkat çekmiş olacak. İtalya’da
keşfedilse, Spagetti Westernlerde Klaus Kinski’yle karşılıklı döktürebilirdi.
Kıyas doğru mu bilemem ama Taşlıtarla’da çekilen Erişte Westernlerdeki kötü
adamlığı da az değildir, Camoka kadar olmasa da.
Geçer akçe oluşu şuradan belli: Yılmaz Güney’in de Ayhan
Işık’ın da yanına koyduğunuzda sırıtmaz. Nedir, Erol Taş’tan ya da Kadir
Savun’dan esirgenmeyen doğrudan ikinci adamlık ona çok görülmüştür, Camoka bile
ikinci rol değildir, en azından kâğıt üzerinde.
Bugünden bakıldığında şuna yanarım hep: Yılmaz Güney 70li
yıllara da taşısaydı yanında, Sürü’de Düşman’da küçük roller bulsaydı ona, bir
de o rollerde izleseydik onu, belki o zaman Camoka silinirdi denklemden.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder