Bıyık adamı: en büyük aksesuarı, hatta kostümü bıyık.
Toplumsal hiyerarşinin en dibinden zirvesine, her rolde önce bıyığı oynar,
sonra kendisi. Böyle bir küme de var aslında, bıyıklarıyla Samson rüzgârı
estiren, bıyıksızken elden ayaktan düşmüş hissi veren.
Gazetecilikten gelme, eli kalem tutar ve hepsinden önemlisi,
fotoğraf bilgisi var: nasıl poz vereceğini, ışığı nereden alacağını, ne zaman
gülüp ne zaman gölgede kalacağını iyi bilir.
İsteyen, harekete geçen ve elde etmek için çaba gösteren
biri, bu anlamda gülünen adamlar arasında nerdeyse tek. Gülünen adam olmakla
iktidar sahibi olmak arasında, en azından bizim geleneğimizde, bir ters orantı
var oysa. Bu yüzden şaibeli biraz, kolayca kötü adamı oynayabilir ve inandırıcı
da olur.
Kendisinden daha yetenekli, çok daha sevimli oyuncular
varken lakap kazanması, lakap demek yetersiz, adına tekerleme düzülmesi garip
değil mi? Türküsü yakılmayan eşkıya ancak yol kesen hayduttur; kötü adamlığına
bir de bu pencereden bakmalı: seyirci tarafından kabul görmüş bir ayrıcalık
onunki.
Dahası var: Lakabı üzerinden film yapılmış, adına yazılan
tekerleme film adı olarak kullanılmış, oyunculuk üzerinden kazandığı payeyi rol
olarak yine kendisi oynamıştır. Kendisi, imgesi ve rolü bu denli içiçe geçmiş
ve birbirlerinin yerine ikame edilen başka oyuncu var mı? Belki yıldızlar
arasında evet ama onun kümesindekiler arasında asla.
Yüzüne karşı gülemezsin, deve kini güder.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder