10 Temmuz 2016 Pazar

TRİERLİ AZİZ SİMEON'DAN DOLAYI

Aziz Simeon, ne görür çöle baktığında? Uçsuz bucaksız Mezopotamya yalnızlığı, kendisine özenen müritlerin titrek adımlarla getirdiği zavallı nevale ve Tanrıyla sürdüreceği kesintisiz hasbıhali izleyen gözlerden gayrı?
Ya bir başka Aziz Simeon, Alplerin eteğindeki Triverum’da ne görür o? Kimi ay yeşile kesmiş, kimi ay kardan bembeyaz dağlarla kuşatılmış, önünde yılan gibi akan nehriyle bir ortaçağ şehri. O da münzevidir, evet, müritlerinden başka yemek getiren yoktur kendisine. Ama o tefekkürünü taşımayı kabul etmiştir bir kez, dünyevi bir kralın teklifini kabul etmiştir çünkü: teklifin ne olduğu önemli değil, kesintisiz dua halini bozanın bir teklif olduğunu düşünmek bile acıtıcı.


fotoğraf: yekta majiskül
Yılın yarısında buz kesen bu diyarda, acaba pişmanlık hissetmiş midir Simeon, artık aziz sıfatını onun için kullanamadığım adam? Kendi Odysseus’unu yaşayarak, o demlerin tüm uygar dünyasını aşıp geldiği uzun yolculuğunda bu pagan yapıya tıkılıp kalmak, gözünde bir cezaya benzemiş midir?


fotoğraf: yekta majiskül
Özlemiş midir Mezopotamya güneşini?

fotoğraf: yekta majiskül
Benim için en can alıcısı: Bu kara, büyük kuleyle bir hasbıhale girip seçiminden dolayı dert yanmış mıdır?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder