TRİERLİ AZİZ SİMEON'DAN DOLAYI
Aziz Simeon, ne görür çöle baktığında? Uçsuz bucaksız
Mezopotamya yalnızlığı, kendisine özenen müritlerin titrek adımlarla getirdiği
zavallı nevale ve Tanrıyla sürdüreceği kesintisiz hasbıhali izleyen gözlerden
gayrı?
Ya bir başka Aziz Simeon, Alplerin eteğindeki Triverum’da ne
görür o? Kimi ay yeşile kesmiş, kimi ay kardan bembeyaz dağlarla kuşatılmış,
önünde yılan gibi akan nehriyle bir ortaçağ şehri. O da münzevidir, evet,
müritlerinden başka yemek getiren yoktur kendisine. Ama o tefekkürünü taşımayı
kabul etmiştir bir kez, dünyevi bir kralın teklifini kabul etmiştir çünkü:
teklifin ne olduğu önemli değil, kesintisiz dua halini bozanın bir teklif
olduğunu düşünmek bile acıtıcı.
 |
fotoğraf: yekta majiskül |
Yılın yarısında buz kesen bu diyarda, acaba pişmanlık
hissetmiş midir Simeon, artık aziz sıfatını onun için kullanamadığım adam?
Kendi Odysseus’unu yaşayarak, o demlerin tüm uygar dünyasını aşıp geldiği uzun
yolculuğunda bu pagan yapıya tıkılıp kalmak, gözünde bir cezaya benzemiş midir?
 |
fotoğraf: yekta majiskül |
Özlemiş midir Mezopotamya güneşini?
 |
fotoğraf: yekta majiskül |
Benim için en can alıcısı: Bu kara, büyük kuleyle bir
hasbıhale girip seçiminden dolayı dert yanmış mıdır?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder