12 Temmuz 2016 Salı

HÂLÂ ANADİLE VE CİORAN'A DAİR

Anadilinde yazamamak, gündelik yaşamda o dili kullanamamak. Benzer yazgıyı yaşayanlardan Cioran, bir mektubunda hâlâ anadilini kullanan arkadaşına şöyle yakınır: “Nerdeyse sitemi andıran bir sorunuz beni bilhassa şaşırttı. Bir gün kendi dilimize dönme niyetinde olup olmadığımı, ya da, elimde olmayan ve asla elime geçmeyecek bir kolaylıkla kullandığımı zannettiğiniz diğer dile sadık kalmayı dileyip dilemediğimi öğrenmek istiyorsunuz. Bu ödünç alınmış ağızla; bütün o düşünülmüş ve tekrar düşünülmüş, nâmevcutlaşacak kadar ustaca inceltilmiş, nüansın zulmü altında beli bükülmüş, her şeyi ifade etmiş olduğundan ifadesiz kalmış, kesinliğiyle ürkütücü, yorgunluk ve edep yüklü,
kabalık derecesinde ketum sözcüklerle ilişkilerimin hikâyesini size ayrıntılarıyla anlatmak, bir kâbus metnine girişmek olur. Bir İskit’in bu sözcüklere alışmasını, açık anlamlarını kavramasını, onları titizlik ve dürüstlükle kullanmasını nasıl beklersiniz? Bitkin zarafeti başımı döndürmeyen tek bir sözcük bile yok.” Bu müşteki Cioran, hemen bütün eserlerini Fransızca yazmış, Fransız üniversitelerinde ders vermiş bir Romendir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder