Kimi olaylar öyle hızla gelişir, öyle akıl almaz boyutlara
varır ki onları anlamak cadıların çarpım tablosunda düzen aramak denli abesle
iştigal halini alır. Ne diyordu Faust’taki cadılar:
İyice anlamalısın!
Bir’i On yapacaksın,
İki’yi atacaksın,
Üç’ü de bırakacaksın,
Oldun bile zengin!
Beş ile Altı’yı –
Böyle söyler cadı –
Yedi ve Sekiz yaptın
mı,
Tamamlanmıştır işin;
Dokuz Bir olacak,
Yok edersin On’u.
İşte sana cadıların
çarpım tablosu!
Bu çarpım tablosunun, söylendiği an da ilgideğer elbette:
Cadıların Faust’a muştuladıkları, içeceği iksirle bir anda on yaş
gençleşeceğidir. Akıl bir kez tutulmayagörsün, ab-ı hayata da inanır insan,
sayılardaki gizli ahenke de. Goethe’ye kalan da şikâyet etmek olur,
okuyuculardan gelen baskıcı mektuplara ne yanıt vereceğini bilemez yazar.
Faust’u okuyan herkes, o çarpım tablosunun ardında yatan tılsımlı “gerçeği”
merak etmektedir – gariptir, Goethe sihirli gençlik iksirini merak edenlerden
hiç söz açmaz!
İnsanoğlu hiç değişmiyor; yüzyıllar, anlı şanlı Aydınlanma
dönemi, bilimsel ya da moda deyimle bilişsel devrim, bunların tümü insanoğlu
için sadece ekran koruyucu.
Tam da binyıl dönemecinde, “gerçeğin çölüne hoş geldiniz”
sloganıyla arz-ı endam eden Matrix serisi ne diyordu: Doğru hapı seç, asıl
gerçekliği leşfet! İşin içinde biraz yazılım, biraz ilahiyat olsun yeter,
inandırıcı bir gerçeklik yaratmak mümkündür.
Cadıların çarpım tablosunu bir matris, ama matematik
kavramlarıyla bir matris olarak düşünün. Oraya ne kadar anlamsız olsalar da
rakam yazdığınızda, insanoğlunun tam tersine “inancı” pekişir.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder