Bir küçük sokak, daracık, koş der sana, köşeyi döner dönmez
hiç ummadığın bir şey göreceksin. Beklemek: Ya durup tefekküre dalacaksın o
anda, ya da yürüyeceksin merakını dindirme beklentisiyle.
| fotoğraf: yekta majiskül |
Sardunyalar konulmuş pencereleriyle suskun duvarlar. Kimi
zaman unutulur ama sokağın sınırını çizen evdir, sardunyadan ibaret değildir oradaki
yaşam: Sardunya bir mendildir evden dışarı sallanan.
| fotoğraf: yekta majiskül |
Sokak ve ev: suyla ikiye ayrılmış şehir denklemi. Sokak
doluysa ev boştur, sokak boşsa ev dolu. Terazinin kefesi iner çıkar,
işitilmemesi mümkünsüz bir hasret gıcırtısıyla.
| fotoğraf: yekta majiskül |
Küçük sokak ama sonu görülmeyen, bir lâm kıvraklığıyla dönüp
diğer sokaklara kavuşmasını gizleyen. Kendi üzerine kapanan şehirler,
ceviz mahfazalar gibi: On adımda devriâlem.
| fotoğraf: yekta majiskül |
Ayağını asfalta basmakla, cep telefonunda mütecaviz bir
bankanın mesajını görmek hemen hemen aynı duygu. Şehirlerin bozulması zeminden
başlıyor. Asfalt, şehrin sabitliğinden eser kalmaması, şehrin yolun bir
parçasına dönüşmesi demek.