1 Temmuz 2016 Cuma

GÜZEL ADAMLAR GÜLDESTESİ - 8

Bir baba bakışı, daha çok da sesi. Nedir, fiziksel olmaktan çok ruhani baba; zaten en hatırlanır baba rolünde en beceriksiz, en dayanıksız baba değil midir: Gurbete çıkış amaçlarından tekini bile gerçekleştiremediği gibi, kutsayıp durduğu ailesinin parçalanmasını izlemekten ötesi gelmemiştir elinden.

Oysa kötü adamları da var heybesinde, kaşının inip kalkması kadar kolay deri değiştirenlerden. Mimiği fuzuli kılan yüzlerden onunki: kalın damarlı somakiden bir büst. Al bu kaideden diğerine oturt, bir abide azametiyle mekânı doldurur. Oysa görünmeden önce belli değildir dolduracağı boşluk, ancak o varken farkına varılır doldurduğu alan ve gözden yittiğinde kolayından unutulmaz o boşluğun bellekteki izi.


Babalığı biraz da şuradan: Genç olamayanlar kabilesinden o da, Orhan Çağman misali. Kır bıyıklarıyla orta yaşlı doğmuştur.

Rakı da içer, içer içmesine ama küçücük çay bardağında, kadeh gösteriş olur çünkü.

Biraz duruştan biraz tavırdan, önce kafasıyla belirir, her an cepten çıkarılacak kareli bir mendille teri sıvazlanacak gibi duran bir kafa. O kafa sallanır kimi zaman, ayraç yerine de ikame edilen okuma gözlüğü yardımıyla Kuran okuduğunda örneğin. Elbette eskiyazıdır okuduğu ama anlar mı o kelamı, yürekten inanır mı, yoksa babalık duruşunun kaygısıyla mı yapar bunu? Galiba bir kendisi bilir.

Oysa elinde tespihi, sırtına attığı ceketiyle kahveye gelip nargile fokurdattığında kuşkuya yer kalmaz: İşte şimdi atasından babasından gördüğünü yineleyen ve inandığını milim değiştirmeden yaşayan adamdır.

Kimseye müdanasının olmadığı bir filmlerden belli bir de ölümünden: Darülaceze’de, tek başına, belki sadece o tespihle yarenlik ederek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder