12 Eylül 2013 Perşembe

PRUNKSAAL'E DAİR

Asilzadenin kütüphanesi ihtişam sunar bilgiden önce: avam kitaba değil içine daldığı huşu dolu mekâna bakıp ağzı açık kalır. Meraklı gözlere sunulan kitaptır elbette, nedir, göze sokulan kitabın simgelediği şeylerden bilgi değildir, akla ilk o gelse de. Burada öne sürülen yapıdır, yapı ve ardındaki imparatorluk tasavvuru.
Fotoğraf: yekta majiskül
Tıpkı San Pietro Katedrali’ne giren kişinin dini duygulardan önce kendini ezen kibri sezmesi gibidir yaşanan. Prunksaal’de kibir böylesine batıcı değildir; değildir de, ziyaretçiye sunulan, kitaplarda içerilen bilgiden çok, öylesine nadide ve mebzul sayıda kitabın bir araya getirilmesinin ilanıdır. Karşımızdaki toplam, bir imparatorluk koleksiyonu önünde olduğumuz gerçeğini bir an bile unutmamıza izin vermez ve saygı talep eder hiç durmaksızın.
Fotoğraf: yekta majiskül
Beri yandan insan bakar ve görür: Asırlar öncesinden toplanıp gelen, tek başlarına taşıdıklarından daha büyük öneme sahip bir koleksiyondur bu. Sadece içerdikleri bilgi yüzünden değil, zaman içinde kitapların nasıl imal edildiğine dair bir portre de çizmektedir Prunksaal.
Fotoğraf: yekta majiskül
Ciltler dolusu kitap arasında nefes almak ve bu teneffüsten ötesine geçememek: Ortaçağ manastırındaki elyazması eserlere bekçilik eden, okunmakla yetinmeyip kitapların tozunu alan, onlara kundak bebeği gibi bakım yapan keşişlerin yaşamına özenmek.
Fotoğraf: yekta majiskül
Kaçınılmaz olarak akla düşen soru: Bu büyüklükteki bir kütüphanede baskın öğenin kitap, sadece kitap olması mümkün mü?
Fotoğraf: yekta majiskül
Gölgeli çizimlerle üçüncü boyutun verildiği o güzelim tavan resimlerine kızmak mı gerekli şimdi, ilgiyi kitaplardan alıp uzaklara taşıdıkları için? Yoksa sayfalar ilerledikçe kaçınılmaz olarak beliren bir an durup tefekküre dalma arzusunu çekilir kıldıkları, okunana bambaşka bir pencere açtıkları için teşekkür mü etmeli?
Fotoğraf: yekta majiskül
Bir de elle yazılmış ve bezenmiş, hele resimlenmiş kitaplara bakmanın verdiği haz var, üzerine mutlaka düşünülmesi gereken!
Fotoğraf: yekta majiskül



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder