Kötülük denince kırıp
dökmek, asıp kesmek geliyor ya akla, şart mıdır şiddete başvurmak? Sıkı bir
şamardan ötesine geçmese de, saçtan tırnağa kötü olan adamlar yok mudur?
Çulsuz kaldığı vaki
değildir, köyün düzenbaz muhtarı değilse bile, en azından karaborsacı mahalle
bakkalıdır. Herkesin karikatür olduğu filmlerde mafya babası, bir Köroğlu
uyarlamasında Bolu Beyi suretinde arz-ı endam etmişliği bile vardır.
Bilinçli olduğunu sanmam
ama alamet-i farikasının fötr şapka olmasına ne demeli?
Şamardan ötesine geçmez
demiştim, geçemez: Ne boyu elverir fazlasına ne de yaşı, en fidan halinde bile
orta yaşlıdır. Kimsenin karşısına dikilemeyeceği yürüyüşünden de bellidir: bir
adımını diğerinden bağımsız atar ve her daim yana dönecekmiş, hatta dönüp
tabanları yağlayacakmış gibi tedirgin yürür.
Kilit noktası da burasıdır
sanki: Kabadayılık ettiğinde bile korkaktır. O güdük gövdeye hapsolmuş cevval
zekânın dramıdır karşımızdaki. Değil mi, ona da şamar atılmaz, ensesinden
kavranıp kaldırılan çaresiz kedi yavrusu misali yakasına yapışılması
yeterlidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder