4 Eylül 2013 Çarşamba

KÖTÜ ADAMLAR GÜLDESTESİ - 9

Devasa bir gövdedeki enerji yumağıdır, patlamaya hazır değil, çoktan patlamış ama tükenmesine sonsuz zaman olan. Her şeyi büyüktür: boyu posu, elleri, burnu, gözleri, hele öfkesi…
Sık tekrarladığı bir harekettir alamet-i farikası: Yumruğunu sıkıp hasmının suratına uzatır, hatta yaslar burnuna. Tehdidi bile şiddet doludur, üstelik tehditle yetinmeyeceği aşikârdır. Kadındı çocuktu dinlemez, sille tokat girişir aniden, açık ve yakın tehlikedir bu anlamda.
Kötülük fiillerinin tayfı da alabildiğine zengindir: şantaj yapar, eziyet eder, sakatlar, yaralar, gözünü kırpmadan öldürür, hatta emanet gelinin ırzına göz koyar… Bir başına kötülük antolojisidir.
Nedir, her şeyi büyüktür ya, yüreği de büyüktür. O sıkılı yumruğun ardında, istediğince serpilememiş gürbüz bir çocuk vardır, bir öksüz kavrukluğuyla kıvranan. Sille tokat girişmese zavallılara, onlarla birlikte kaldırıma çöküp ağlayacaktır, kötülük etmeye ara verdiği anda feleğe isyan eden çaresiz görünüverir suretinde.
İşte bu yüzden, yaşlandıkça babacan komiser ya da düşkün bitirimliğe evrilebilmiş, yüce gönlünü sergileyen bir adama dönüşmüş, handiyse Kadir Savun olup çıkmıştır.
Bu anlamda, onu en açık betimleyen rolü Çakırsaraylı’dır. Kalkışacağı işin kötü olduğunu bilen, içten içe vicdan azabı duyan ama ister cahillik belası deyin ister çaresizlik, ötesi de elinden gelmeyen bir eşkıyadır o.
Ama tam da kalıbının eşkıyasıdır!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder