Araf’ta kalmış bir melez:
Bir adım atsa ileriye kötülerin padişahı, dönüp arkasına elini uzatsa evliya.
Trajik ölümünün simgelediği gibi, nasıl bir alanı kapladığı yokluğunda belli
olanlardan.
Ayşecik’in karşısına
geçtiğinde, çarpık bir gülümsemeyle babasını nasıl öldürdüğünü de anlatabilir
zevkle, mahcup bir efendilikle üç otuz maaşından artırdığını nasıl nafaka
olarak yetim yavruya vereceğini de. Oysa hep aynıdır yüzündeki ifade, öylesine
muğlaktır, öylesine uçucu ve öylesine albenili.
Destede saklamak için
uğraşadurun, en saf olanın bile bulup çekeceği işaretli jokere benzer:
Oradadır, elinizin altındadır, ne kadar saçma olursa olsun hikâyenin ilerlemesi
için gerekli olanı yapmaya amadedir.
Benzerleri de takipçileri
de vardır elbette, hem kötü adamlar âleminin içinde olup hem güldürebilen:
Öztürk Serengil’den Sadettin Erbil’e.
Yine de benzersizdir: Koca
kafasını eğip bükmesinden devasa gövdesini haspalar gibi kırıtarak yürümesine,
aynı hareketleri taban tabana zıt anlamlarda kullanabilen bir başkası yoktur
çünkü.
Tek kelimeyle şuh!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder