Keloğlan’dan İbiş’e, hatta Kemal Sunal’ın Şaban’ına dek
süren çizgi: Akılsız görünen iyi, sonuçta mutlaka kötüyü yener; çünkü içinde,
derinlerde bir yerde gizlenmiş kurnazlığa sahiptir. Ama ya kurnazlıktan
payını almamışlar, o nasipsizler?
Güzel kızı ne kadar çabalasa elde edemeyen, daima esas
oğlana kaptıran nişanlı hep odur. Ola ki tarihin akışında mucize kabilinden bir
kısa devre gerçekleşsin ve güzel kızla bir kaza eseri evlensin. Emin olun, tez
zamanda bir yakışıklı gelip alacaktır kızı elinden.
Ne aile ne işyeri ne de bir ucundan diğerine tek sigara
içiminde yürüyebileceğiniz mahallede iktidar sahibidir. Hep emir alır, kendini
parçalasa gereğini yerine getiremeyeceği, çoğu ondan başkasına buyrulmayacak
anlamsız emirler. Tek bir istisna ile: O küçük mahallede berberken Sami
Hazinses’e emir verir, eğer buna iktidar denebilirse!
Operada mazisi var, kulak verince farkına varılacak
güzel bir bariton sesi de. Ne yazık, hafif bir operette kullanacağına, takma
bıyıkla Hitler taklidi yapmakta kullandı sesini.
Düğün salonlarında, çay bahçelerinde dolaştırdı sarsak
gövdesini, yapışık kardeşi Sami Hazinses’le birlikte. Sonrası, beceriksizlik
üzerine kurulmuş hikâyeyi taçlandıran bir ölüm: Mahallenin Muhtarları dizisinde
rol teklif edilince, hatırlandığına sevinip kalp krizi geçirdiği söylenir,
yüreği mutluluğa katlanamayan bir adam olarak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder