Hangi gözüyle görür
şaşılar? Ne yanda koşup gider dünya, ya göremediği taraftaysa?
Arkadaş’ta bir vaha kurmuş
kendisine. Zerzevat bahçesine çit çekince, şatoda ikâmet ettiğini sananlardan. Dün
birlikte açlık çektiklerini çitin dışında bırakıp küçümser, derdi yetiştirdiği
üç hıyarı zengin birine satmak. Satmak ve ucuza bir fötr şapka edinmek taç
misali takmak için.
Set emekçisi yıldız
oyuncuyu seyredemez doya doya. Burnunun dibindeyken uzaktır esas oğlana, çünkü
gözü kulağı yönetmenin vereceği emre amadedir. Bu yüzden set emekçileridir en
çok heves eden oyunculuğa ve bu yüzden en çok onlar bilir kameranın kıymetini,
Danyal Topatan’dan İhsan Gedik’e dek.
O fötr şapka ve set
emekçiliği bir potada eriyince, hiç gülmek gelmiyor insanın içinden. Oysa tam
bir kifayetsiz muhteris gördüğümüz. Kifayetsiz muhteris ama kifayetsizliği az
muhterisliği fazla.
Kahvede en köşe masayı seçer oturmak için, o zaman bakın gözlerine.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder