17 Şubat 2015 Salı

TAŞLAŞMIŞ ORMAN'A DAİR

Canlı ölür ve toprağın altına girer. Sonra çürür. Ama çürümezse? Biçim değiştirir ve bambaşka bir şey, diyelim abide olarak yaşamaya devam ederse? Gün gelip yeniden toprağın üzerine çıkar, sonsuz bir yaşarlık kazanırsa?
 
fotoğraf: yekta majiskül
Orman mı, taş mı demek nasıl da zor: Balta girmemiş kararsızlık ummanı!
fotoğraf: yekta majiskül
Karar vermek zor. Bir isyan, yazgıya başkaldırma, ölüme direnme seziliyor, yine de öznenin kim olduğunu tereddütsüz söylemek mümkün değil: Ağaç mı bu özne, taş mı?

fotoğraf: yekta majiskül
Doğanın yazgıyla çekişmesinin yarattığı şaka: Burası ormansa neden çıplak yanıyor güneşin altında? Ege’de Anadolu bozkırına rastlamak ne garip.

fotoğraf: yekta majiskül
Güneş, her şeyi farklı gösteren. Bulutlu günde, yağmurda, hele bu iklimde mümkünse kar altında nasıl görünür burası? Birkaç kez görmeden, her ışıkta incelemeden ne diyeceğini bilemediğin bir yer.

fotoğraf: yekta majiskül
Bu ormanın simgesi: Big Mama, yani Koca Ana. Orman alanının handiyse ucunda, dev bir kalıntı. Ad, kararsızlığı perçinliyor: düpedüz anaerkil gönderme. Çağrışımlar dünyasına doğurganlık kavramı da giriyor böylece.

fotoğraf: yekta majiskül
Kaça Ana tam delisaraylı: Neriman Köksal gövdesinde Aysel Gürel renkleri. Beri yandan, bir de kırılıp kısalmasa şu Koca Ana, o gövdeyle kim bilir nasıl uzun olacaktı boyu, düşünmeden edemiyor insan.

fotoğraf: yekta majiskül
Dokunmak, asıl turnusol kâğıdı: Elini değdirdiğin, güneşte ısınmış, hatta kızmış olsa da taş soğukluğu.

fotoğraf: yekta majiskül

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder