Bir kara kuru adam,
güldürmese yüzüne bakılmayacak. Sinema tarihimizin en büyük şakası belki: o
çirkinlikle o güzel kadınları aynı cümlede buluşturmak akıl işi mi?
Ahmet Rasim eski zaman
kabadayılarını resmeder gibi betimler yazdıklarıyla. Metin Akpınar epeyce
bozmuştur o imgeyi ama işi karikatüre vardıran bu yolunmuş horoz misali kabaran
adamdır: Böbrek taşı düşürür gibi ikiye katlanmış gövde, çarpık bacaklara
nazire kanatlanmış kollar, bakışımsızlığı çoğaltan mimikler.
Mimikler demişken: Olur da
gerçek yaşamdaki ciddi haline denk gelen varsa, o limon ekşisi suratı rol
sanabilir. Öyle giyinmiş ki makyajsız palyaço suretini, kendisi kalmamış
ortalıkta.
Zeki elbette, üstelik
mürekkep yalamış cinsinden. Verin Pirandello’yu ya da Brecht’i, cebinden
çıkarsın zor karakterleri. Keşanlı Ali Destanı’nda, idare lambası karanlığında
bir Sipsi oynamıştır.
Peki, neden o Astronot
Zühtü rolleri? Ne yazık ki zekâsının farkında, yeteneğinin de: Başka türlü
nasıl esas oğlan olacaktı? O çarpık gövdenin balıketi kadınlara sulanmasıyla
koşuttur hikâyesi.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder