27 Şubat 2015 Cuma

GÜLÜNESİ ADAMLAR GÜLDESTESİ - 4

Bir kara kuru adam, güldürmese yüzüne bakılmayacak. Sinema tarihimizin en büyük şakası belki: o çirkinlikle o güzel kadınları aynı cümlede buluşturmak akıl işi mi?


Ahmet Rasim eski zaman kabadayılarını resmeder gibi betimler yazdıklarıyla. Metin Akpınar epeyce bozmuştur o imgeyi ama işi karikatüre vardıran bu yolunmuş horoz misali kabaran adamdır: Böbrek taşı düşürür gibi ikiye katlanmış gövde, çarpık bacaklara nazire kanatlanmış kollar, bakışımsızlığı çoğaltan mimikler.


Mimikler demişken: Olur da gerçek yaşamdaki ciddi haline denk gelen varsa, o limon ekşisi suratı rol sanabilir. Öyle giyinmiş ki makyajsız palyaço suretini, kendisi kalmamış ortalıkta.


Zeki elbette, üstelik mürekkep yalamış cinsinden. Verin Pirandello’yu ya da Brecht’i, cebinden çıkarsın zor karakterleri. Keşanlı Ali Destanı’nda, idare lambası karanlığında bir Sipsi oynamıştır.



Peki, neden o Astronot Zühtü rolleri? Ne yazık ki zekâsının farkında, yeteneğinin de: Başka türlü nasıl esas oğlan olacaktı? O çarpık gövdenin balıketi kadınlara sulanmasıyla koşuttur hikâyesi.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder