17 Şubat 2011 Perşembe

ARZU FİLM İÇİN YAPBOZ - 1

Türk öğretmenlerinin dişil örneği Çalıkuşu Feride ise, eril örneği de Kel Mahmut’tur. Pür olumlu kimliği ile filmlerde öğrencilere, aslında tüm topluyaşama nutuk çeker: Vazettiği değerler emeğe saygı ve dayanışma çerçevesinde dönenir. Ne yazık ki, ataerkil figürdür Kel Mahmut, yetkesini tartışmak mümkün değildir: Öğrencilere karşın, öğrenciler için.
Sanırım özel tiplemesi, varoş Budası kimliğidir: Yaşar Usta’dan pazarcıya, karaborsacıdan huysuz turşucuya…
Yüzündeki fırtınalar sersemleticidir: Bir anda güldürüden ağdalı melodrama kayanlardan. Beden yüzlerce çapul altında gizlenmiş, yaşamın tehlikelerinden korunmuş iken, ayaza açık bir suret. Ne mimik ne de göz: Bütün yüzüyle oynar.
Konuştuğunda büyüsünü yitirmeyenlerden.
Bir de boyun: Başını dikelttiğinde, tüm gövdesiyle karşı durur. En güzel isyan eden baş, onunkidir.
İçten fışkıran bir hırpaniliktir sergilediği, giyimine eklediği onlarca gereksiz takıntıya rağmen doğal kalması bu yüzdendir. Fakat onu Batı’nın topluyaşamı yadsıyan altkültür kodlarına bağlayamayız, Buda dediğime de bakmayın, o denli doğuya gitmeye gerek yok.
Bir kediyle ömür geçirenlerden.
En güzel görünümü, emekçi kimliğidir. Bir kez olsun varsıllığa, paranın kirine bulaşmaz. Kendi kirliliğinde eğleşir – en zengin hâli, kenar mahalle turşucusudur olsa olsa. Varsıl olanla derdi vardır sürekli. Nedir, bu derdi sınıfsal temele oturtmaktan özenle kaçınır. Dert denkleminin ağırlık noktası, ahlaktadır.
İnatla topluyaşamın ahlakını savunur: Aile grevden önce gelir – gelmeli midir?
Bu anlamda kıyıcıdır da. Aile şerefi söz konusu ise, hiç bakmaz, vurur hasmını, yatar çıkar bu yolda – ne de olsa, topluyaşam ahlakı onaylar bu cinayeti. Buda Celâliye döner, ay gözükür gecede, dişlerinin uzunluğu şaşırtır hasmını.
Çarıklı erkân-ı harptendir, kimi zaman sahaflık etse de: Bilgiden çok görgü adamı. Kenar mahallede yaşamla didişerek, acı deneyimlerle biriktirilmiş görgü. Kuntluk bu yüzden: Ahlakın kulunca döndüğü nokta.
*
**
“Çocukların gelecekleri hakkındaki kararları ben veririm!”
*
**
Göğüste gizli bir para kesesidir, diğerkâmlığı paspaslık düzeyine indirgeyen. Topluyaşamın yıldızlı on vereceği türden bir ana: Saçını gören var mıdır? Hiç gençlik yaşamadan, mektep medrese görmeden, Hafize Ana olarak doğmuş bir kadın.
İndirgenmiş kimlik, kendi us yarılmasını da üretir dış etkene gerek kalmadan: Ondan güzel atan geri dursun, ondan başka göbek atan ana figürü var mıdır? Ana kimliğinin gereklerini bir an savsaklamaksızın, eline geçen en ufak fırsatta çılgınlığa kaçar. Yanılsamaları gülünçleştiren, sıkıştırılmış kadının uçup giden usunu sıradanlaştıran bir kadın.
Tek karşıduruşu da çılgınlığıdır. Diğerkâmlığı, bırakın karşıdurmayı, topluyaşamın onun ayağına prangaladığı rolü tartışmasını bile engeller çünkü.
*
**
“Ah, Yaşar Usta, ah!”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder