Kleist’ın karamsarlığı Kafka’nın habercisi midir, Demir Özlü’nün dediği gibi, bilmem. Bildiğim, karamsarlığının son anda bile duygusal zekâsını köreltmediğidir. Kleist önce yaşam arkadaşını, sonra kendisini öldürmüştür. O kısacık an için bile öldürme eylemini, vicdanı, kim bilir belki de yas duygusunu sevgilisine yüklememek gibi bir sorumluluğu üstlenebilmiştir.
fotoğraf: yekta majiskül |
Kleist eylemini zihin açıklığıyla gerçekleştirmiştir. Herhalde kaçınılmaz olan sonuna doğru ilerlerken, karamsarlıktan çok huzursuzluğu itmiştir Kleist’ı. Şair, içindeki gerçeklik ile dünya gerçekliği arasındaki uyumsuzluğu, belki de geçirimsizliği yüzünden huzursuzdur.
fotoğraf: yekta majiskül |
Tıpkı mezarı gibi: Kendi içinde huzurlu bir adacık gibi, nedir, birkaç metre ötesinde dünya işlerine dalmış olanların meskenleri, az ileride sağlıklı yaşamak için kürek çekenlerin kulübü. Yan yana ama geçirimsiz iki dünya.
fotoğraf: yekta majiskül |
Mezar başka bir anlamda da manidar: Tek başınadır ama iki kişiliktir. Tek başınadır ama şehrin içindedir. Tek başınadır ama ulaşılabilir bir yerdedir. Tek başınadır ama duvarlarla çevrilmemiştir. Nerdeyse her açıdan tek başınalığı inkâr eder bu mezar. İç ve dış arasındaki diyalektik çekişmenin taş gibi simgesidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder