Ölüm sadece canlılara özgü değildir. Nesnelerin de başlayıp biten yaşamları vardır. Tıpkı Berlin’in Kahraman Heykelleri gibi.
fotoğraf: yekta majiskül |
Zamanında, III. Reich’ın görkemini, ondan da önemlisi, iktidardaki ideolojinin şanlı geçmişle bağlantısını simgeleyen bir dizi heykeldiler. Alman tarihinin (elbette faşist düşünceye yaraşır bulunan) devlet adamları, askerler ve düşünürlerinin birlikte yaptıkları bir resmigeçit gibiydiler.
Kimileri boydan gösteriyorlardı endamlarını, kimileri yalnızca büst olarak: Heykellerin de hiyerarşisi vardı. Zafer Sütunu’na giden büyük bulvarda, Berlin’in kalbinde Alman halkına bakıyorlardı.
fotoğraf: yekta majiskül |
Evet, bakıyorlardı. Merkezde Alman ulusunun Avrupa sahnesine çıkışının simgesi Zafer Sütunu, sütunun çevresinde, ulusun yaşanan günde bu tarihe layık olup olmadığını sorgulayan heykeller. Devasa kaidelerin üzerinde, insanın tepesinden bakan bu heykellere onlarla eşit konumda bakamaz insan. Ancak onlar tarafından izlendiğini, gözlendiğini, daima anımsatılan geçmiş tarafından sınava çekildiğini duyumsayabilir.
fotoğraf: yekta majiskül |
Zafer Sütunu Naziler tarafından eski yerinden sökülmüş, buraya taşınmış, çevresine Kahraman Heykelleri dizilmiş, şehir yeniden kurgulanmıştır: İnsana ne yapması gerektiğini buyuran bir şehir.
fotoğraf: yekta majiskül |
Heykeller arasından geçip şehrin kalbine gelen insan, karşısında Zafer Sütunu’nu buluyor, korku ve gurur, sinme ve coşku, çelişik ve bütünleşik tüm duygular birbirlerine karışıyor, bizzat şehir insana duygusal eğitim veriyordu.
fotoğraf: yekta majiskül |
II. Dünya Savaşı’nın son günlerinde, Kahraman Heykelleri can çekişmeye başladılar. Berlin’deki sokak çatışmalarında bomba ve kurşunlara hedef oldular. Çatladılar, kırıldılar, yıkıldılar, tahrip edildiler.
Ölüm anı savaşın bitimine rastlar: Nazizmin başat simgelerinden biri olarak yaftalandılar ve gömüldüler. O kırılmış, hasarlı, harap haldeki heykel kalıntıları, ölüp giden canlılar misali defnedildiler.
Yıllar sonra anımsandılar. Nazizmin simgesi olmalarının yanı sıra sanatsal açıdan değerli oldukları da kabul edildi. Ve Kahraman Heykelleri hortladı: Toprak altından çıkarıldılar, temizlendiler, bakıma alındılar. Ne var ki, artık onlara kahraman olarak bakılmıyor. Şehrin kıyısındaki bir kalede toplanmış, bir avuç savaş gazisi gibiler. Onarılacakları ve şehre yeniden buyur edilecekleri günü bekliyorlar.
fotoğraf: yekta majiskül |
Hâlâ kırık dökükler ve elbette hüzünlüler. Çünkü insanlar onlara bakıyor, aralarında dolanabiliyor, dokunabiliyor ve zaman artık onların da sınava çekilebilir olduklarını kanıtlıyor.
fotoğraf: yekta majiskül |
fotoğraf: yekta majiskül |
Kahraman Heykelleri arasında bu akıbetin en belirgin örneği, Kant’ın büstü. Bedeninin zayıflığı ile tanınan, hatta ceketini hakkıyla taşıyabilmek için omuzlarına ceket askısını koyan, buna karşın zihniyle yüzyıllar sonrasına etki eden adamın büstü: Kafası kopmuş, sadece o cılız omuzlardan ibaret kalmış bir taş parçası.
fotoğraf: yekta majiskül |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder