23 Mayıs 2016 Pazartesi

GÜLÜNESİ ADAMLAR GÜLDESTESİ - 7

Elleri cebinde ıslık çalarak gelen ve aynı ıslığı çalarak giden, dönmemecesine giden komşu. 


Sormalı, cevabından korkulanı: Ne düşünmüştür giderken, tam da uykuya daldığı anda? Çaresizlik miydi, yoksa hep gülünen adamın bir anlığına bile olsa üzüntü verebilme arzusu mu?
Istırap verici bir hırs, kapılıp gittiği: Gülünen adamın jön olmayı, gıptayla bakılan, hayran olunan adama dönüşme isteği. Yetmezmiş gibi, yönetmen olma, aralarından çıktıklarına hükmetme dileği.


Üsküdar İskelesi, karşısına Fatma Girik’i alıp oynadığı ve yönettiği film. Neden başka bir iskele değil de Üsküdar’ı seçmiştir? Hem övüngendir Üsküdar hem de boynubükük, çelişkisi mütevazılığa mecbur büyüklüğündedir, tıpkı onun gibi.


Bir de ilan var gazetelere verdiği, içmeyeceğini beyan ederken bile iddiaya giren, üstü kapalı özrü bile efelenmeye döndüren bir ilan: mübaşir daktilosundan söktüğü harflerle cevap layihası yazan sanık.


Ne içerdi peki? Rakı elbette, gerçek anason kokan gerçek rakı. Ama o rakı gerçek yaşamla illiyet bağlarını kopardı onun. Çünkü Yeşilçam dediğimiz o mahalle görünümlü çark bile, kendine has bir üretim zinciriydi: Çalışmazsan, başkalarının çalışmasına da engel olursun. Asıl suç buydu, anason kokmak değil.



Dokun ekrana parmağınla, görüntüyü büyüt dilediğince, müntehirin gözbebeğini göremezsin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder