Dev gövde, güdük akıl, kaçınılmaz sonuç: ancak alay
edildiğinde, daha trajiği, dayak yediğinde görünür olabilen bir adam.
Şirazesinden kaymış takma bıyığını düzeltme zahmetine girmeyenler arasında,
sadece onlar arasında bulunmanın hazzı nedeniyle kalır. O haz dışında ne kazanmıştır,
bir adım ötesi, kazanmanın ne anlama geldiğini düşünmüş müdür ömründe, sadece
bir anlığına?
Mahalle maçına alınmayan çocuk, kaleye geçmeye gönüllü bile
olsa. Ancak uzağa giden topları getirmeye seğirtir gizliden bir ümitle.
Kazınmış kafası, dökülmüş dişleriyle göründüğü anda burulur
yürek. Dayak yerken gömleği açılan, pantolonu yırtılan, sadece dayak yemekle
kalmayıp aşağılanan tek oyuncu. Çirkef batağında sömürgeleştirilmiş beden:
Şaban’ın Şaban’ı!
Hızın emeğin önüne geçtiği bir dünyada, göç edeceği
memleketi bulamamış bir kuş gibidir, sarsak, ne yapacağını bilemez, biraz olsun
küskün.
Boynunu bükmüş kumrunun pencereden içeri bakışı: çağırsan da
gelemez ki!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder