ROMA YAZILARI - 1
 |
foto: yekta majiskül |
Coğrafi olarak geniş alanlara yayılan imparatorlukların, uyruklarına kendilerini kabul ettirebilmesi, su üzerindeki icraatlarına bağlıdır. Tarımsal sulamayı ve uyruğun içme suyunu, kapladığı coğrafya üzerinde sağlayamayan imparatorluk, yönetme yetkesindeki meşruluğu yitirir.
Bu bağlamda, çeşme yapımı salt gösteriş olarak yorumlanamaz: İktidarın su üzerindeki gücünün, aslında iktidarın ta kendisinin simgesidir çeşme – bir uyruğun hayrat olarak inşa ettikleri bile: Yönetici yetkenin onayını geçin, çeşmeye su getirmek bireysel değil ancak toplumsal düzeneklerle sağlanabilir.
 |
foto: yekta majiskül |
Roma’yı yürüyen bir kişi, her susadığında içilebilir su bulacaktır – içmek tamamen özgürdür, kayda bağlı değildir ve bedelsizdir. Bu, yönetici yetke tarafından topluma sunulmuş bir özgürlük alanıdır: Roma yollar yapmakla yetinmemiş, yoldaki konfora dair düzenlemeler de yapmıştır.Roma çeşmelerinin en süslüleri “sanat” eseri olanları şehrin alanlarındadır: Kamunun buluştuğu, yüz yüze geldiği ve kamusal düşünceyi yeniden ürettiği mekânlardır buraları. Yönetim yetkesi, sanat eseri görünümü altında, varlığının en görünür simgelerini, o devasa çeşmeleri bu alanlara yaptırmıştır. Toplum kendisine dair düşüncesini üretirken dahi, yetkenin simgesini hesaba katmak zorundadır.
 |
foto: yekta majikül |
Çeşmenin değil alanın yitmesi, kamu düşüncesinin yitmesidir. Yetke kendi simgesini, hatta varlığını tartışılmaz kılmak adına, kamunun bir arada bulunmasını engellemeye yönelirse ortadan kaldıracağı ilk şey, birlikteliğin fiziki ortamını yok etmektir. Alan buluşulan değil, araç trafiğinin düzenlendiği bir yeryüzü parçasına dönüşür giderek. Araç trafiğine kapalı alanda ise, insanların durmasını, sadece durmasını sağlayacak bir nedenin olması gerekir. Örnek buradan: Taksim’de, Beyazıt’ta, Üsküdar’da durmak için bir neden var mı?
 |
foto: yekta majiskül |
Çok daha görünür bir simge: Dikilitaş. Kazanılan zaferin bir nişanesi olarak, herkesin görebileceği bir noktaya, alanın tam ortasına dikilen çalıntı anıt. Galibin yağmasıdır o taşlar; anlamlarının, dün ve bugün için, bir de Mısırlılardan dinlenmesi gereken.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder