İlkokul 2, Hayat Bilgisi ders kitabı, aile resmi, herkesin bildiği tablo: Ana, baba, çocuklar, kedi, üzerinde kestane çatlatılan soba… Sonra büyüdü herkes. Kimileri o aile tablosundaki rollerini oynadılar, kimileri de o soba misali yandılar. Ergüder Yoldaş ikinci gruptandır.
Türk müziğinin en güzel rakı şişesi Tanju Okan’dır. Ne yazık ki, acı gülümsemesini silahtan çok kale suru olarak kullanmıştır o: Rakı kadehi ile fotoğraf çektirip albüm kapaklarında alkolikliğinin pornografisine izin verebilmiştir. Oysa alkolün çirkin ve uzlaşmaz yüzüdür Ergüder Yoldaş: Neşet Günal resimlerindeki adamlar gibi dikilir; öylesine pespaye ve öylesine güzel…
Kaçıp sığındığı yer bile manidardır: Anakarayı terk edip adaya gitmiştir. Terk ettikleri ile arasına suyu, arınmayı, ana rahmini, ilk günahın işlenmediği, ilk yalanın söylenmediği, çağrışım yoluyla gidebileceğiniz en büyük uzaklığı koymuştur. Uzun sürmüş bir günün akşamında, bekası için dününü parçalayan topluyaşama tenezzülen göz atar.
Adadaki sığınağına yapılan sayısız taciz atışlarından birinde karnını nasıl doyurduğunu sormuşlardı ona, Ozan Orhon’a nedense sorulmayan soruyu. Gözünü kırpmadan yanıtladı: “Çöplükteki artıkları topluyorum!” Utanmasını umanlar utansın, dilenmesini bekleyenlerden tek bir isteği vardı: “Kaleme ihtiyacım var, bir de nota kâğıdına. Onları çöplükte bulamıyorum.” Çöplük tüketilen nesnelerin artıkları ile doludur; tarih dahil hiçbir şeye çentik atamayanların çöplüğünde kaleme rastlanmaz elbette. Hemen başladı pazarlık: Aramıza dön, bizimle yaşa, çöplük karıştırma, çelik uçlu dolmakalemini ve bir ton nota kâğıdını hemen verelim!
Ne var ki, o nota kâğıtları emanet olarak verilecektir; yaz sıcağında dingil dingil sallanılacak melodiler gelmeyince geri alınmak üzere. Türk müziğinin en devrimci albümlerinden birini, sultanîyegâhın imlası üzerinden tartışmış bir topluyaşamın içinden kaçmıştı Yoldaş; hicrandan melezlenmiş bu makamın gece saltanatını neon çiğliği ile kirleten bir topluyaşamdan. O makam ki, cumhuriyetin ilk yıllarında “milli yegâh” olarak yeniden vaftiz edilen lanetli bir makamdır.
Ergüder Yoldaş’ın fiili, kendisini o meşhur aile fotoğrafından eksiltmek değildi yalnızca. O resimdeki mutluluğun kofluğunu, sadece uzakta durarak kanıtlamaktı aynı zamanda. Bu yüzden sığınağında rahat bırakılmadı. Gülünesi rüşvetler, eşeğe uzatılan havuç misali önüne serildi ve çağrı aralıksız yinelendi: “Resimde eksilttiğin yere geri dön.”
Onu kurtarmak isteyenlerin amacı, kendi hülyalarını, umutlarını, inançlarını kurtarabilmekti. Yoldaş kurtarılmayı kabul ettiği anda, yarınlara güven duyulabilirdi yeniden: Ağılın dışında yaşam olmadığı kanıtlanacaktı. Sığınağının önünde birikip “n’olur geri dön” şarkısını terennüm edenler, karganın önünde mürailik eden tilkilerden gayrısı değildi.
O adam, adada tek başına durdu. Durdu ve topluyaşamsal rollere ayna tuttu: Sırında tek suretin yansımadığı bir ayna.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder