
Bir adaya çekilmenin, bu alt fiillerden sadece birinden ibaret olması, dengesizlik durumudur: Eğer adaya çekilme önceki yaşamla bağını koparma fiilinden uzaklaşırsa, ana fiilden uzaklaşılır: Gerçekleştirilen bir ada tatili olur yalnızca.
Diğer yandan, adada yeni bir yaşam biçimi/biçemi oluşturulamayacak ise, fiil değişir: Gerçekleştirilen, sıra dışı bir intihar girişimi olur.
Bu denklem, adanın ıssız olması durumunda geçerlidir.
Muhasebeci Robinson’un her şeyi kayıt altına alan, denetleyemediği, hatta bilmedikleri karşısında dehşete düşen adalısına karşılık, keşif yapmaya bile üşenen, sadece gününü gün eden bir kazazede mümkün mü?
Robinson ve Cuma: Uygarlık getiren beyaz ve soylu vahşi. Cuma beyaz adamın bilgisinden bir dirhem almayı hak ettiği için soyludur: Pseudo-soylu! Diğer renkli ırkdaşları muhasebe defterinde anlamsız veriler oluşturdukları için yok edilirler. Velev ki, anlam ifade etsinler, örneğin köle olarak maddi getiri sağlama potansiyelleri söz konusu olsun; değil öldürülmek, bedensel yetilerine fazla zarar verilmeden denetim altına alınması gereken canlılar olurlar – fakat asla Cuma gibi soylu vahşi orununa yükselemeden!
Robinson’un muhasebe defteri, dinsel bir metindir. Tek başına yaşadığı yıllarda, Robinson şakirdinden yoksun, cemaatinden koparılmış bir İsa’dır. Cuma, tek başına da olsa, Robinson’un muhasebe dininin sahabesidir. Yaşamını kurtaran Robinson’un mucizesi önünde eğilir ve maddi zenginlik kavramına tapınmaya başlar. Bu dinin ibadeti, biriktirmek, ufacık nesneleri işleyerek onları mamul hale getirmek ve mutlaka kayıt altında tutmaktır.
Robinson ne eski yaşamıyla bağlarını keser ne de adada yeni bir yaşam biçimi/biçemi kurar. Yaptığı, muhasebe dininin yalvacı olarak adayı bir misyonerlik beldesi olarak kazanmaktır. Robinson elçidir, gönüllü müjdecidir, London’un deyimiyle “kaçınılmaz beyaz adam” olarak adayı kolonileştiricidir.
Robinson doğal olanı denetim altına alır: Cuma dahil. Denetim altına alma işleminde en büyük yardımcısı bilgidir, doğal olana hakim olduğu varsayılan bilimsel bilgi. Doğanın içinde değil, doğanın üzerinde bir var oluşu imleyen bilgi. Uyum sağlayan değil denetleyen bir bilgi: Bir savaş gereci, belki de nedeni. Cuma’nın bilgisini önemsizleştiren, geçersizleştiren bir bilgi hiyerarşisi.
Alexander Selkirk, isyancı olduğu için kaptan tarafından okyanus ortasında ıssız bir adaya bırakılmış. İki yıl sonra oradan geçen bir gemi onu almış. Daniel Dafoe onun anılarından yola çıkarak böyle sosyolojik bir yaklaşımda bulunmuş. Ben Alexander'in yaşadığı dangalıkları düşünmek bile istemem. Eminim o da bu kitabı okusa fuck your mother Daniel derdi.
YanıtlaSil