26 Şubat 2013 Salı

MEZARTAŞINA DAİR


Mezartaşı, ölünün ardından çıkarılmış bir surettir. Ölümün ardından, evrende oluştuğu varsayılabilecek boşluk için kotarılmış yeni bir hacim. Mezartaşı, geride kalanlar için bir imgedir: Gidenin yerine konulabilecek, onu temsil edebilen, o güce sahip bir somutluk. Evet, gidenin artık yok olduğunu çağrıştıran ama bakıldığında var olduğu günleri de anımsatan. Bu bağlamda, mezartaşı çift anlamlıdır: Hem varlığı hem yokluğu işaret eder.
fotoğraf: yekta majiskül
Mezartaşı, başucuna dikilir, ayakucuna değil: Yere dokunan değil göğe uzayan organın yanına. Mezartaşı toprağa dönüşün değil göğe yükselişin imgesidir. Temsil ettiği toprağa giren gövde değil göğe yükselen ruhtur. Mezartaşının dikildiği yer, aşağı değil yukarı doğru yolculuğun başladığı yerdir.
fotoğraf: yekta majiskül
Mezartaşı başına giden, kimin huzurundadır? Ölenin bedeni mi, ruhu mu, yoksa tüm bunları düzenleyen Tanrı mı? Orada okunan dua kime sunulmuştur, Tanrı’ya değil mi? Pekiyi, mezartaşına giden, Tanrı’nın huzuruna gittiğini söyler mi ya da duasını ederken, ölen ve Tanrı arasında nasıl bir ilişki kurar zihninde?
fotoğraf: yekta majiskül
Mezartaşının başına giden, ölenin ölmeden önce doldurduğu hacmin kendisi için önemli olduğunu ilan etmektedir. Artık yok olan o hacim değerini korumaktadır. Unutulmamıştır. Ölenin yok oluşu sonucu yiten hacim, mezartaşı ile ikame edilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder