Mezartaşı, ölünün ardından
çıkarılmış bir surettir. Ölümün ardından, evrende oluştuğu varsayılabilecek
boşluk için kotarılmış yeni bir hacim. Mezartaşı, geride kalanlar için bir
imgedir: Gidenin yerine konulabilecek, onu temsil edebilen, o güce sahip bir
somutluk. Evet, gidenin artık yok olduğunu çağrıştıran ama bakıldığında var
olduğu günleri de anımsatan. Bu bağlamda, mezartaşı çift anlamlıdır: Hem varlığı
hem yokluğu işaret eder.
fotoğraf: yekta majiskül |
Mezartaşı, başucuna
dikilir, ayakucuna değil: Yere dokunan değil göğe uzayan organın yanına.
Mezartaşı toprağa dönüşün değil göğe yükselişin imgesidir. Temsil ettiği toprağa
giren gövde değil göğe yükselen ruhtur. Mezartaşının dikildiği yer, aşağı değil
yukarı doğru yolculuğun başladığı yerdir.
fotoğraf: yekta majiskül |
Mezartaşı başına giden,
kimin huzurundadır? Ölenin bedeni mi, ruhu mu, yoksa tüm bunları düzenleyen
Tanrı mı? Orada okunan dua kime sunulmuştur, Tanrı’ya değil mi? Pekiyi,
mezartaşına giden, Tanrı’nın huzuruna gittiğini söyler mi ya da duasını
ederken, ölen ve Tanrı arasında nasıl bir ilişki kurar zihninde?
fotoğraf: yekta majiskül |
Mezartaşının başına giden,
ölenin ölmeden önce doldurduğu hacmin kendisi için önemli olduğunu ilan
etmektedir. Artık yok olan o hacim değerini korumaktadır. Unutulmamıştır.
Ölenin yok oluşu sonucu yiten hacim, mezartaşı ile ikame edilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder