Alman toplumun II. Dünya Savaşı sarsıntısından sonra daldığı rüyalardan biri de, Nazilerin bir “çete” olarak işbaşında bulundukları ve işlenen suçlardan, özellikle Holocaust’tan sıradan insanların haberdar olmadıklarıdır.
Naziler çete falan değildi. Nazi yönetiminin işledikleri suçları sadist La Fontaine kahramanlarından bir gruba mal etmek, gülünçlüğün şahikasıdır. Holocaust öyle bir dallı budaklı bir düzenektir ki, toplumun pek az kesimi bu düzenekten bağımsız kalabilmiştir.
Milyonlarla sayılabilen Yahudi kitleleri önce yurttaşlık haklarından yoksun bırakılacak, şehirlerde bir araya getirilecek, sayısız tren seferleriyle toplama kamplarına taşınacak, özellikle toplama kampları yakınına kurulmuş devasa fabrikalarda köle işgücü olarak çalıştırılıp Alman sanayinin emrine verilecek, kalan “işe yaramaz” milyonlar (hâlâ milyonlarla sayılabilen kitleler) teknolojinin o gün için en ileri teknikleriyle yok edilecek, yok edilenlerden arta kalanlar titiz bir tasnif çalışmasıyla devlet maliyesine gelir kaydedilecek.
Mutlaka eksik kalacak ama saymaya çalışalım: İçişleri Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Alman Genelkurmayı, Sanayi Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve sayısız yan kurum…
Bu denli çok kurumun bir arada ve uyumlu çalışabilmesiyle işleyebilen bir düzenek söz konusu olduğunda, o toplumun hiçbir üyesi bu devasa aygıtın bir köşesinde görevli olmadığını ya da aygıttan habersiz olduğunu iddia edemez.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder