8 Mart 2017 Çarşamba

ANTENLERDEN DOLAYI

fotoğraf: yekta majiskül
Eski tip anten: çatı kirpisi.

GÜVERCİNDEN DOLAYI

İçeride sıkışmış güvercin çaresizliği: 
aşıp geçebileceğin duygusunu veren, incecik, şeffaf bir engel var bildiğin ve ulaşmak istediğin dünyayla aranda ama yapamıyorsun işte; o beyhude umutlar aşılayan engel bir türlü izin vermiyor sana. Her başarısızlığında yinelenen sahtekâr umutlarla ölüme doğru koşar adım çabalıyorsun.

JAMES BALDWİN'DEN DOLAYI


Bu ülkede James Baldwin yaşadı. 


ABD’de hem zenci hem eşcinsel olduğu için sıkışmış, nefes alacak alan bulamamış, İstanbul’a kaçmıştı: Özgürce, kendisi olarak yaşayabilmek için.



Amerikan topluyaşamını bilmem, ne bugününü ne de hele o gününü, nedir, bu toprakları, en azından İstanbul’u biliyorum. 


İstanbul bugün, eşcinsel bir karaderilinin oh demek için kaçabileceği bir yer mi?


YİNE VE ELBETTE YOLDA

fotoğraf: yekta majiskül

12 Ağustos 2016 Cuma

KADINLAR GÜLDESTESİ - 1

O, suretine âşık olunan kadındı ama saçlarını sarıya boyadılar, hem de pek çok filmde. Bir boyalı saç film seyretmeyi reddettirebilir mi insana, reddettiriyor işte.

Güzel denir mi onun için, belki. Pekiyi, suretine âşık olunan kadın güzel olmak zorunda mıdır? Yanıt, adamın âşık olma yeteneğinde gizlidir.


Tek başına suret değildir. Karda kışta yalınayak yürüyecek denli isyan edebilir, üstelik hiç romantik değildir yürüyüşü: dağın başında, her yanına çamur bulanmış, üşümüş ve vakur.



Bir cama düşer sureti, orada yansıyan şehir gibi dişil ve doğurgan. Asıl doğurganlığı mülhemliğidir: Nakkaşa rüyasında kaş çizdirir.



Sarı boyayla işkence edilen bir kadın.


15 Temmuz 2016 Cuma

UNUTMADAN, İKİ KELİMEYLE


Taklanın zarafeti


 Hüzzam faslı


 Çatlak burç


Sürek yılgını


 Yuvarlanamayan küsurat


 Bekçi düdüğü


 Kabaralı nalın


Namütenahi rayiha


Figanlı sükût


 Nasipsiz efsun


 Pinhan zılgıtı


 Hoyrat şırıltı


İlelebet sürünceme


Yakamozlu sızı



 Avare zeyrek


Nisyan borcu


İki kelime

GÜZEL ADAMLAR GÜLDESTESİ - 13 VE SON

Efemine de var geçmişinde kıskançlıktan kavrulan maço da, hatta evkaftan tekaüt mahalle efendisi ile sarhoşluktan sallanan gazeteci bile. Emekli olması için gerekli işgününü doldurup doldurmadığını soran memura verdiği yanıtta gizli oyunculuğu: “Ben o gün sayısından fazla defa perde açtım evladım.”


Ağırlıklı komedilerde görünür ya, dramda, hatta polisiyede bile rol almışlığı var: ne film ayırt eder ne de rol, herkesi oynar.


Oysa çoğu kez inandırıcı değildir, nerde kalmış gerçekçi olmak. Başrolün yanında hafif bir karikatür olarak bulunmak onun için yeterlidir. Bunu kendisi mi seçmiştir, yoksa talep edilen sadece bu mudur, karar vermek güç.

Yine de bir hassas terazi var içinde: rol çalar kimi zaman ama asla öne geçmez. Varlığını hissettirmekle birlikte, yanda kalması gerektiğinin farkındadır. Payanda bile değildir çünkü, nadide bir ferforje güzelliği katar göründüğü yere.


Bir sinsilik yok mu içinde, var elbet: kuyu gibidir gözleri, en soytarı mimiğinde bile mat bakar, handiyse anlamsız. En babacan halinde bile, bir kıyıcı damar atmaktadır içinde, sanki nabzından da bağımsız.



Kıraathanede hariciye meseleleri tartışılacak adam, kahveyi sizin ısmarlamanız şartıyla.