2 Mayıs 2012 Çarşamba

KRACAUER'E SAYGIYLA

Ona baktığımda duyumsadıklarım, biraz da kitsch kavramının tanımı gibi: Ele bulaşıp da çıkmayan kıvamlı reçel ya da gün boyu sizi izleyen asansör müziği…
Kracauer’in dediği gibi: “Hayatı gölgede bırakabilen bir kitsch icat edilemez.” Nedir, kimi kitschler fena halde hayatı yansılar. Hatta bize kitsch gibi gelenlerin kimisi, gerçeğin ta kendisidir.
Beşiktaş taraftarının, “Biz çok çektik, biraz da siz uğraşın!” diyerek mizah konusu yaptığı adama bakışında, biraz olsun gönüllü körlük yok mudur? Ciddiye alınacak bir figür olmadığı için ciddiye almak gerekir bu kitsch-adamı: Kapitalizmin ikna çabasına bile gerek duymadığının göstergesidir karşımızdaki. Spor adamı olmaktan çok, hatta sadece işadamıdır; bir holdingin yöneticisidir, uluslararası garip fonların Türkiye ayağıdır, garabet alışveriş merkezlerini tanıtmak için futbol cambazını kullanacak denli para cambazıdır.
Para – başarı ekseninde ikamet eden bir tanrıya tapmayı seçen bir toplum, bu tanrının vahyettiklerine neden şaşırır, hatta öfkelenir? Emeğinin karşılığını tam olarak kazanabildiğine inanan, hayatta her şeyin adil yürüdüğüne inanan, inanmakla hayatın kitschlerden temizlenebileceğine inanan, gördüğü ve işittiğine de inanmak zorundadır.
Hâlâ inançla yaşayanlara mutluluklar dilerim.