Ayaklarımda
kabaralı bot ağırlığı, dünya başşehirlerini ezberlerdik. Bir aferin almak
öğretmenden, daha değerliydi Berlin’e gitmekten, zaten Berlin parça parça,
pençeye mecbur ayakkabı gibi. Beyaz yakayı taktın mı kravata hazırlık olarak,
gözümüz yolda: fötr şapkalı tekaütler yürürdü kıraathaneye, elde sönmeye yüz
tutmuş filtresiz cıgara. Ezberlerdik başşehirleri, kıraathanede kahve içerken
yaprakları eksik bir gazeteden dünya havadislerini okuduğumuz ihtiyarlığımızı
düşünerek.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder