Atası
esaretten kurtulabilmek için Afrika çöllerini yürüyerek geçmiş, soyadı oradan. Cesaret
mi, sanırım daha çok inat kokan bir macera atasınınki. Onun hal ve tavrındaki
küstahlık da aynı kokuyu taşır: ölümüne inatçı.
Kötü
adamlığı, hele kıyıcılığı beceremeyecek denli gülünesi. Mükemmellikten dolayı
gerçekleştirilemeyecek desiseler uzmanı; öyle ayrıntılı kurar ki kumpası,
teferruatla uğraşmaktan kötülük yapmaya zaman kalmaz: nakıs teşebbüsün ete
kemiğe bürünmüş hali.
İşittiği
hikâyeyi binbir kılığa sokan dedikoducu, bu anlamda, çaçaron kadınlığın
kıyısında dolanan bir erkek. Neden gülünür ona denirse, ne yazık ki yanıt bu
benzeştirmede gizlidir.
Orta
Avrupa usulü monoklünü takıp gülmeye başladığında, iradesine hâkim olamayıp
ellerini de ovuşturur. Daima üst sınıfın üyesidir ama içinde mahalle bakkalının
pirince taş katan ufuksuz mahareti göbek atar.
Doyasıya
gülemezsin, çünkü sırtını dönmeye gelmez!



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder