21 Ağustos 2013 Çarşamba

KÖTÜ ADAMLAR GÜLDESTESİ - 3

Bir tecavüzcüler hanedanı varsa eğer, en yüksek noktası odur. Neden denirse, tecavüz fiilinin asalet yanılsamasına en yakın durduğu yerdedir.

Diğerlerinden farkı görünümünde başlar: Adı en üste yazılan yıldızlardan geri kalmaz yakışıklılıkta, hatta çoğu kez öndedir. Buna giyim kuşamını da ekleyin. Britanyalıların köklü üniversitelerinden birinin kravatı eksiktir yalnızca, süzme soyludur karşımızdaki. İşte bu yüzdendir, asla hizmetçilere, köylülere ve elbette çirkinlere tecavüz etmez; kendinden sonrakilerden en büyük farkı, seçici olmasıdır.
Hareket tarzı da bu imgeye uygundur: Hakaret eder ama elinin tersiyle olsun fiske vurduğu bile vaki değildir. Kandırır, tehdit eder ya da en sık rastlandığı üzere, ilaçla uyutur. Bu anlamda, tecavüzde bilgisini ve mevkiini kullanan tek kişidir.
Eh, adını da koyalım öyleyse: Onun yaptığı tecavüz değil iğfal etmektir. Zavallı genç kız ağlarken kravatı milim kaymadan gülümsemeye devam eder. Bir yılanın sinsilikle yaklaştıktan sonra sokup kaçması misalidir kötülüğü, yüzündeki gülümsemeyi sırıtmaya dönüştürmeye bile gerek duymaz.
Eskiler tecavüz için “sahip olmak” fiilini kullanırlardı. Kaybetmememiz gereken bir bakış zenginliğidir bu, en bariz örneğini onda bulan: İğfal ettikleri, mülkiyet kalesinin burcuna asılmış yeni zafer bayraklarıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder