Bir mecnun abdal
düşü: Yürüyor. Camlar batırmış ayak tabanlarına. Yürüyor çölde. Kavrulan
tabanlarını yine kendi kanının ıslaklığıyla serinletiyor. Kan kırmızı ayak
izleri bırakıyor ardında.
Bir mecnun abdal
aşkı: Ağlıyor. Gözyaşlarından ayrılamıyor, bağlanıyor ifrazatına. Cam bir
kâsede biriktiriyor gözyaşlarını. Ve her akşam kendi gözyaşıyla gideriyor
susuzluğunu. İçi dışı gözyaşı oluyor.
Bir mecnun abdal
gönülsüzlüğü: Çöle vurmuş kendini, ağlayarak yürümekte. Nereye gittiğini
bilemese de, sadece uzaklaşmak için yürüyor. Varma gönülsüzlüğü çekiyor.
Bir mecnun abdal
şaşkınlığı: Ardına dönüp bakıyor ve kandan örülmüş yolunu görüyor. Şaşırıyor
böyle çok kanayabilmesine ve hâlâ kanamasına rağmen hâlâ
yürüyebilmesine.
Çöle gece çöker, mecnun abdal üşür. Yönünü bulabilmek için aya bakar.
Ay her bakışında geri dönüşü işaret eder ona. Mecnun abdal sabahı bekler,
yalancı güneşin bir kez daha görünmesini umar. Üşür ve korkar güneşin bir kez
daha doğmayabileceği ihtimalinden. Kimse yoktur çölde kendisinden gayrı.
Cinnetini elinden kaçırmamak için belleğindeki ilahileri söyler durmadan. Üşür
ve korkar ağlayan bir mezar taşına dönüşeceğinden, başka abdalların onu çöldeki
kanlı yolları işaretleyen bir nişan olarak kullanacağından.
Ağlar ve yürür mecnun abdal. Aşkından buz kesmiştir kanı, kanattığı
ayak tabanlarından akıp gider durmadan. Ve o durmadan yürür ağlayarak. Yolunu
şaşırıp çöle düşmüş göç kervanları görür uzaktan, korkar kanlı ayak izlerinin
görüleceğinden ve abdalın evliya sanılacağından.
Kırdığı camlarla ayak tabanına imzasını kazımıştır mecnun abdal.
Korkar çölde bir işaret olmaktan ama ister o adımların kendisinin olduğunun
bilinmesini. Yine de istemez çölde yolunu yitirmiş göç kervanlarının izlerinin
peşine takılmasını.
Bak gecenin içine doğru! Ayın gösterdiği gölgelerden gayrısını
göremezsin mecnun abdal. Üşürsün ve umarsın güneşin bir kez daha doğmasını.
Taylan Altuntaş için




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder